Yemin Nedir? Yemin Çeşitleri ve Kefaretleri Hakkında Bilgi

YEMİN

Bir haberi yahut bir işi yapma veya yapmama hususundaki azmi, iddiayı (sözü); vallahi, tallahi şeklinde, Allahü Tealanın ism-i şerifini anarak veya dinin izin verdiği sözlerle kuvvetlendirmek.

Kur’an-ı Kerim’de mealen buyruldu ki: Yeminlerinizi koruyun. (Maide suresi: 89)

Üç şey vardır ki bunların şaka söy­lenmesi de ciddi sayılır. Nikah, talak (boşanma), yemin. (Hadis-i şerif-Hidaye)

Alış-verişte vallahi böyledir, vallahi öyle değildir diye yemin edenlere ve san’at sahiplerinden, yarın gel, öbür gün gel diye sözünde durmayanlara yazıklar olsun. (Hadis-i şerif-Kimyay-ı Saadet)

Doğru olsa bile çok yemin etmek, son nefeste imansız gitmeğe sebep olur. Doğru olarak çok yemin etmek Allahü Teala’nın ism-i şerifine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek çok çirkin olur. Şarkılarda, temsil­lerde, eğlencelerde yemin etmek böyledir (A.Haskefi, İbn-i Abidin)

Yemin yalnız Allahü Tealanın isimleri ile olur. Mesela Vallahi, Billahi, Tallahi denir. Başka şeylerle müslüman yemini olmaz. Kur’an-ı kerim, Peygamber Aleyhisselam, Kabe için diyerek yemin olmaz. Namusum üzerine söz veriyorum, şere­fim üzerine doğru söylüyorum demek yemin değildir. Babanın başı için, canın, başın için, falan velinin toprağı için diyerek yemin etmek haramdır. Allah için yemin ediyorum, ahdim olsun, nezrim (adağım) olsun, yeminim olsun demek yemin olur. Mushaf hakkı için demek veya mushafa elini koymak, yahut mushafı gösterip bunun hakkı için demek yemin olur. Çünkü böyle yemin adet olmuştur. (Alaiiddin Haskefi)

YEMİN ÇEŞİTLERİ

Yemin-i Gamus: Günaha ve Cehennem’e sokan yemin. Geçmişteki bir şey için, bile bile yalan söyleyerek, yemin etmek.

Yemin-i gamus eden kimse için Peygamber efendimiz şöyle buyurmuşdur:

Kim yalan yere yemin ederse, Allahü Teala onu Cehennem’e koyar. (Merginani)

Yemin-i Gamus büyük günahdır. Pişman olunca tövbe edilir. Kefaret verilmez. (İbn-i Abidin)

Yemin-i Mün’akide: Geleceğe ait bir iş hakkında mesela ilerde yapacağım veya yapmayacağım diyerek yapılan yemin. Mün’akıde yemin üç türlüdür: Birincisi zaman bildirmeden yapılır. Mesela döveceğim diye yemin edince, ikisi de sağ kaldıkça, dövmezse yemin bozulmaz. Biri ölünce bozulur. Dövmeyeceğim diye yemin edince, ölünceye kadar dövmezse, sonsuz olarak bozulmaz. Bir kere döverse bozu­lur. Kefaret denilen cezasını yerine getirir ve yemin biter, ikinci defa döverse, kefaret vermez.

İkincisi, zaman bildirilerek yapılan yemindir. Zamanı gelmeden bozarsa, kefa­ret lazım olur. Zamanı gelmeden önce ölürse yemin bozulmaz.

Üçüncüsü, şarta bağlı yemindir. Yemin ettiği şeyin yapılıp, yapılmamasını, kendinin veya başkasının bir şeyi yapıp yapmamasına bağlamaktır. Zaman söylenmedi ise, hemen yapmak, zaman söylendi ise, zamanın sonuna kadar yapmak lazımdır. Kalkıp gelmezsen vallahi seni döverim demek bu çeşit bir yemindir. (Merginani, İbn-i Abidin)

Yemin-i Lağv: Boş yere yemin. Geçmiş bir şey için zan ile yanlış yemin etmek. Bunda günah ve kefaret yoktur.

BOZULAN YEMİNLERİN KEFARETLERİ

Yapılan yemine riayet etmeyip, yemini bozan bir müslümana lazım gelen kefaret, ceza.

Yemini bozmadan kefaret verilmez. Yemini bozduktan sonra kefareti geciktirmek günahtır. Yemin kefareti için bir köle azad edilir. Yahut zekat alması caiz olan erkek veya kadın on fakire bütün bedenini örte­cek kadar bir kat çamaşır verilir. Veya aç olan on fakir bir gün iki defa (sabah- akşam) doyurulur. Bu üçünden birini yapamayan fakir, üç gün arda arda oruç tutar. Bu oruçlara geceden niyet edilir. Kadın üç günü tamamlamadan hayz başlarsa, oruca devam eder. Hayz bittikten sonra yeniden üç gün tutar. (İbn-i Abidin)

kaynak:Dini Terimler Sözlüğü-Türkiye Gazetesi Yayınları