Yakup Kadri Karaosmanoğlu Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yazar (Kahire 1889 – Ankara 1974).

İzmir ve İskenderiye’de Freres’ler Mektebi’nde okudu, Fransızca öğrendi. Jöntürkler çevresinde yer aldı. Serveti-fünun dergisi çevresinde toplanan Fecr-i Ati’cilere katılışı, gazeteciliği, kendini edebiyata yönlendirişi, ilk düzyazı oyunu (Nirvana, tek perde 1909), edebiyat başlangıcı belirler.

Çocuk, gençlik izlenimleriyle İstanbul dışı kesitlerden konu alan öykülere (Bir Serencam, 1913), Gençlik zayıf­lığı yüzünden İsviçre’de bakımda kal­dığı yıllardan sonra (1919) Kurtuluş Savaşı yandaşı oluşu yaşamının ana çizgisini belirler. Bu dönemde yayım­lanan Miss Chalfrin’in Albümünden adlı dizi yazıları doğu-batı karşıtlığını gözlemleyen bir ürün olarak Alp Dağ­larından adıyla sonradan (1942) kitaplaştı.

1923’te Mardin, 1931’de Ma­nisa milletvekili oldu. II. Abdülhamit döneminden başlayarak Atatürk sonra­sına kadar toplumsal yaşantımızı ser­gileyen bir ırmak romanın kuruluşuna girişmişti. 1932’de Kadro dergisinin kuruculuğunu üstlendi, derginin kapa­nışından sonra sırasıyla Tiran (1934), Prag (1936), Lahey (1939), Bern (1942) elçiliklerine gönderildi. 1949′ da Tahran elçiliğinden sonra yine Bern’de (1951) görevlendirildi (bu gö­rev ve gezilerle ilgili anı ve izlenimle­rini Zoraki Diplomat, 1955, kitabında derledi). Kurucu Meclis üyeliği (1961) ve Manisa milletvekilliği (1961-1965) son görevleri oldu. İmparatorluktan cumhuriyete, İstanbul payitahtından Ankara bozkırına, halifelikten laikliğe, şeriat düzeninden medeni kanuna, harem-selamlık yapısından modem aile­ye giden bütün gelişim yollarını yakın­dan bilen Y.K.Karaosmanoğlu ırmak romanıyla bu büyük değişimi edebiyat planında canlandırmak istedi.

Konu edindikleri zaman dilimleri göz önüne alındığında bu zincir şöyle belirtilebi­lir:

  • II. Abdülhamit döneminde yurt dı­şındaki Jöntürklerin romantik düşleriy­le gerçeğin koşulları arasındaki ezilişi Bir Sürgün (1937).
  • İkinci Meşrutiyet ile birlikte değişen düzen, eski kuşağın saygınlığını yitirerek bir sığıntı yaşa­mına girişleri Kiralık Konak (1922).
  • Parti çekişmelerinin kurbanlıkları Hü­küm Gecesi (1927).
  • Yozlaşmış bir Bektaşi tekkesinin yürüttüğü sömürü düzeni Nur Baba (1922).
  • Mütarekede İstanbul’un ahlakça bozulup çürüyüşü Sodom ve Gomore (1929).
  • Kuvayı Milliye yıllarındaki tedirgin Anadolu: Yaban (1932).
  • Yeni başkentin umut kanatları Ankara (1934).
  • Atatürk dö­neminden çok partili demokrasi baş­langıcına geçiş: Panorama I, II (1953 -1954). Vatan Yolunda (Anılar, 1958) Politikada 45 Yıl (1968), Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969).
  • Atatürk adlı monografisi ayrı bir önemdedir (1946).

Başlıca Eserlerinin Özetleri

Ankara Kitap Özeti

Yazarın konular zinciri bakı­mından nehir-roman diye nitelenebile­cek eserler dizisinde Panorama’dan (1953-1954) önceki dilimi, Türkiye’nin kuruluşunun konu edinen sondan ikinci eseridir. Milli Mücadele’ye hem yazılarıyla hem eylemiyle katılan Karaosmanoğlu, Ankara’nın başkent olu­şuyla gerçekleşmesini umduğu kuruluş ve kurtuluşları bu kitapta aynı kişinin, İstanbul’dan gelme, taşrayı yadırgama içgüdüsünde davranışları dikkat çeken Selma Hanım’ın evlilik dönemleri biçi­minde anlatır.

İlk koca Nazif Bey, Sa­karya’ya kadar yürekli ve inançlı, ar­dından daha güvenli Binbaşı Hakkı Bey beraberliği gelir. Zafer sonrasında hak sayılan mevkilere ulaşan Milli Mücadele kuşağı (bu arada Binbaşı Hakkı Bey), bencilliklerinin sınırını ülküsel planda aşamasınca ikinci evli­lik mutsuzluğu doğar. Oysa Ankara, tasarlanan, özlenen bütün güzelliklerle iyiliklerin odağıdır. Bunu yüreğinde besleyen yeni kuşağın temsilcisi, Sel­ma Hanım’a mutluluk veren yazar Ne­şet Sabit’tir.

Böylece roman, bir gerçe­ğe ayak basmadan, ilerde gelecek gü­zel günlere özlemle ve umutla biter.

Hüküm Gecesi Kitap Özeti

Eser, gazeteci Ahmet Samim’in bilinmeyen parti fedailerince öldürüldüğü 9 Haziran 1910 günüyle Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’ya dü­zenlenen suikast (11 Haziran 1913) sonrası günlerini bir gazeteci yazarın (Ahmet Kerim: Yakup Kadri) eleştiri gözlemleriyle daha-çok siyasal açıdan işler.

Bir çok gerçek kişinin karıştığı olaylar dizisi fırkalar, kavgası sonunda (arada sonuçsuz bir aşk: A. Kerim: Samiye, Samiye’nin canına kıyışı) Ah­met Kerim’in Sinop sürgünlüğündeki içki yıkılışıyla biter.

Kiralık Konak Kitap Özeti

Eser, İkinci Meşruti­yet (1908) sonrasındaki toplumsal değişimi sergiler.

Abdülhamit dönemi büyüklerinden Naim Efendi (emekli bakan), gelişen kent koşulları bakımın­dan artık kimsenin oturtmak istemedi­ği Cihangir’deki konağın sahibi, anıla­rına bağlı ilk kuşağın temsilcisidir. İkinci kuşak kızı Sekine, damadı alaf­rangalık züppesi Servet Bey’dir. Önce Şişli yanlarına, ilk olanakla da Avrupa’ya kaçma özlemlerindedir. Aynı evin içindeki üçüncü kuşak, Naim Efendi’ nin kızından torunu olan Seniha ile Ce­mil, kardeşinin oğlu Hakkı Celis’dir. Konağı kiralamak için gezenler eski yerini korumak isteyen yaşlı Naim Efendi’nin hıçkırıklı öksürüklerini din­lerlerken Şişli’de yeni bir ev kurulur, alafrangalığın sağladığı kadın erkek yakınlıkları içinde ilk kurbanlar verilir (Seniha).

Romanın en olumlu kişisi olan Hakkı Celis de, yurdun yazgısın­dan habersiz İstanbul sofralarının de­dikoduları içinde ölüm haberiyle anılır (Çanakkale).

Milli Savaş Hikâyeleri Kitap Özeti

Adının da be­lirttiği gibi bu son eser, gazeteci olarak çağrıldığı Anadolu gezisinin özellikle savaş ve sorunlarıyla ilgili örneklerini içerir (1921 sonrası).

Yerel gözlemle­rin yakınlığı, Anadolu gerçekleri, sa­vaş acıları, insan değerleri Karaosmanoğlu’na en güzel öykülerini getirmiş­tir: On Dört Yaşında Bir Adam, Gü­vercin Avı, Teslim! Teslim!, Hasretten Hasrete.

Sodom ve Gomore Kitap Özeti

Eser Mütareke dönemini (1918-1922) ve o yıllardaki işgal İstanbul’unu konu edinir.

Düş­manla işbirliğine girmekte sakınca görmeyen yüksek kat insanlarının her türlü ulusal duygudan yoksun onursuz yaşamalarım yazar, Tevrat’ta adları ge­çen, günahkarlıklar yüzünden yere batırılıp yok edilen iki kentin ahlak düzeyindeki düşüklükle bir tutar.

Anadolu’ daki Kurtuluş Savaşı’na umutla bağla­nan Necdet dışında hiç kimse Türklüğün zaferine inanmamakta, gününü gün ederek yaşarken bireyci çıkarları­nın dışına bakamamaktadır. Kitap, Türk kuvvetlerinin İstanbul’a girişiyle sonuçlanır.

Yaban Kitap Özeti

Yazarın Kurtuluş Savaşı sıra­sındaki yakın gözlemlerinin ürünü olan bu tezli roman, başlıca iki soruna uzanır. Türk köyünün genel gerçekle­rini sergilemeyi gösterme, Türk aydı­nıyla köylüsünün arasındaki kültür ve yaşam ayrılıklarının yarattığı uzaklığı değerlendirme.

Emireri Mehmet Ali’nin çağrısıyla işgal günlerini Anadolu’da geçirmeyi yeğleyen sağ kolunu sa­vaşta yitirmiş yedek subay Ahmet Ce­lal, hem bir paşazade olarak İstanbul Efendisi, hem yetişmesiyle bir yüksek kat aydınıdır. Porsuk kıyılarında yaşa­mayı düşlediği köyse, umduğundan daha derin yoksunluklar içinde kıvra­nan bir bozkır kişisi; geri bıraktırılmış, kapanık, yobazlığa yatkın bir dar çevre düğümüdür.

Böylece başkent aydını­nın, sözcüsü Ahmet Celal (onun diliy­le olayları yansıtan anı defteri), iki dünya arasındaki karşıtlıkları bir bir sergilerken eleştiri ve özeleştiri yanın­da taşır. Kadınsız ve aşksız bir yalnız­lıkta, İsmail’e eş olan, köy kızı Emine’nin güzelliğinde bir avuntu bulduğunu sanırsa da sonuç boştur. Arada Yunan işgali, dönüş baskısı, köyün iç sorunla­rı iç içedir. Böylece köy, Ahmet Celal’i hiç içine almaz, onu bir ‘yaban’ saya­rak dışlar, yıllar sonra bile iyilikle anamaz.

kaynak:Alfabetik Okul Ansiklopedisi -GÖRSEL YAYINLAR 1998