hegel ve hegelcilik hakkında bilgi

 

HEGEL VE HEGELCİLİK

Hegel’in felsefesi, hiç kuşkusuz, belli bir açıdan aşı­lamaz olan ve çağdaş felsefeyi şu ya da bu biçimde etkileyen en son büyük fel­sefî sistemdir. Kendisinden önceki bütün felsefelerin bir sonucu ve ulaştıkları nok­ta olarak bu sistem, zirvesine, Encyklopädie der Philosophischer Wissenschaften im Grundrisse (« Ana Çizgileriyle Felsefe Bilimleri Ansiklopedisi ») ile ulaşır.

Hegel’in savlarından bir bölümü (Tin ya da Akıl bir tür aldatmaca yoluyla Tarih’te gerçekleşir; devlet ahlakî idenin gerçekliğidir; gerçek olan her şey ussal­dır ve ussal olan her şey gerçektir) birçok eleştirinin çıkış noktasıdır; aynı zaman­da bunlar Hegel yorumcularına konu o oluşturur. Hegelci sistem, kendini doğru olarak bilen bilginin kendini sunuşu olan bir felsefî bilimler ansiklopedisi olmayı istemektedir ve bu sistem kendi kendisi­ni gerçek olarak bilir, kendini mantık, doğa felsefesi ve zihin felsefesi olarak ortaya koymaktadır. Bu nedenle kendi döneminin bilgi alanlarından bir teki bi­le onun kapsamı dışında değildir.

Hegel’in ölümünden sonra sisteminin bazıları üzerinde az çok duruldu; ancak diyalektik yöntem özellikle unutulma­yan yönü oluşturdu. Hegel’in öğrencile­ri arasındaki uyuşmazlıklar ise en sonunda Hegelci sistemin çözülüşünü ge­tirdi. Tartışmalar daha çok dinî ve siyasî düzene ilişkin sorunlar üzerinde yer al­dı; Hegelciler, « sağ » Hegelciler olarak ve Marx’in yanısıra, Feuerbach, Stimer, Bruno Bauer”in içinde bulunduğu « sol» Hegelciler olarak bölündüler.

kaynak:Thema Larousse Tematik Ansiklopedi-Milliyet Yayınları